Bir Devin Doğuşu

img_7660Okumanızı tavsiye ederim.

Bir tekstil makinecisi üreticisinin otomotiv devi olma hikayesi… Dev olabilmek için “eski köye yeni adetler” gerekiyor. 1890 yılında makine üretebilen bir ülke ve 1990’lı yıllarda Dünya’ya açılmış bir Türkiye. Aramızdaki farkı kapatmamız için bilim ve teknoloji ile yatıp kalkıp, günde 48 saat çalışmalıyız. İşte gerçek katma değer ozaman gelecektir. Her zaman söylüyorum katma değer bir ürünü daha yüksek fiyata satmak değildir. Ya olan bir ürünün özelliklerini geliştirecek ya da yeni bir ürün geliştireceğiz ki “Değer” yaratmış olabilelim.

Yıllar önce Çin’e, Geely markasının üretim tesislerini görmek için gittiğimizde, şu an aynı zamanda Volvo’nun da patronu olan, şirketin kurucusu
Li Shufu ile de görüşme imkanımız olmuştu. Shufu, Amerika’ya gittiğinde bu ülkede otomotiv sanayinin gelişiminden ve Henry Ford’un hikayesinden çok etkilenip Çin’de otomotiv üretimine girmeye karar verişini anlatmıştı bize. Ancak ondan neredeyse 70-80 yıl önce, Shufu gibi Amerika ve Avrupa’ya gidip oralarda otomotivin büyüsüne kapılan ve döndüğünde ailesini
bu işe girmek için ikna eden biri daha varmış… Kiichiro Toyoda.
Babası Sakichi Toyoda, 19’uncu yüzyılın sonlarında Japonya tekstil endüstrisi için bir devrim olan, ülkenin ilk otomatik dokuma tezgahını icat etmişti. Toyoda, 1890’da icat ettiği dokuma tezgahına daha sonra iyileştirmeler yaptı ve 1896’da
ilk patentini aldı. 1924’te tam otomatik modeli pazara sunan Toyoda, 1929’da da bu makinenin patentini bir İngiliz firmasına sattı. Gelen paraysa, Toyota’nın otomotiv imparatorluğunun kurulmasına harcandı.

ulağa hoş geldi
Babası gibi mucit olan Kiichiro Toyoda, 1920’lerde yaptığı Amerika ve Avrupa gezilerinde, gelişen otomotiv endüstrisinden etkilenmişti. 1933’te dokuma tezgahı üreticisi “Toyoda Automatic Loom Works” şirketinin bünyesinde
bir “bölüm” olarak başlayan otomobil girişimi, 1935’te
“G1” modeli kamyonun pazara sunulmasıyla başladı. 1936’da da uzun süredir hayali kurulan “Sedan AA” doğdu.
İlk etapta ailenin soyadını taşıyan Toyoda markalı araçlar, Amerikan eşdeğerlerinden biraz daha ucuza çıkıyordu. Ardından Toyoda, aracın farkındalığını artırmak için halka açık bir logo tasarım yarışması düzenledi. Kazanan logo Japon harfleriyle “Toyota” (Toyoda değil) ismini taşıyordu. Toyota’nın kulağa daha hoş gelmesi ve yazılış olarak daha sade olması seçimde etkili oldu. Marka bundan sonra “Toyota” ismini aldı ve 1937 yılında Toyota Motor Co. Ltd. kuruldu.
Öncelikle iki silindirli motor geliştirme çalışması yaptılar.
1936-1943 yılları arasında
1.757 otomobil ürettiler. Ancak kamyon ve otobüs üretimi, bu üretimin neredeyse 10 katıydı.
Toyota, 1945’te Amerikan ordusunun sanayi programlarını inceledi ve üzerinde geliştirmeler yaparak, tüm dünyada işletmelerin örnek aldığı “Kaizen” yöntemini geliştirdi. Bu sistem, sürekli iyileştirme ve yalın üretim kavramlarını birarada bulunduruyordu.
2. Dünya Savaşı’nın ardından Toyota, krizler yaşadı. 1947’de Toyopet adıyla geliştirilen Model SA’yı, yıllar içinde Toyopet Crown, Toyopet Corona gibi modeller izledi. 1950’de ayrı bir satış şirketi kuruldu. Toyopet, ucuz Toyota modelleri için kullanılıyordu. Kore Savaşı sırasında İmparatorluk Ordusu için kamyon üretimine ağırlık veren şirket, bu dönemde elde ettiği kâr ile binek otomobiller geliştirmeyi sürdürdü.
1951’de Kiichiro hastalığına
yenik düştü ve ardında dokuma tezgahlarından otomobile uzanan yolda başarıyla ilerlemiş bir markayı, Toyota’yı bıraktı.

Zorunlu isim değişimi
Toyota’nın popüler ilk modeli, RH idi. 1955’ten sonraysa üretim sürekli yükselmeye başladı. Özellikle Crown, Japon üretimi otomobillere güven duyulmasında da büyük rol oynadı. 1956’da Londra’dan Tokyo’ya 50 bin kilometre yol testinden başarıyla çıktı ve ününü artırdı. Bu arada Toyota, önceleri Dodge ve Jeep’in askeri araçlarından örnek alarak geliştirdiği Land Cruiser’ı piyasaya sundu. Bugün Crown modeli, tıpkı Land Cruiser gibi markanın model yelpazesinde yerini almaya devam ediyor, hatırlatayım…
Toyota, 1957’de Hollywood’da bir merkez kurdu. 1958’de Amerika’da ilk Toyopet satıldı. Ancak bu markanın satışlarına, ismi ülkede oyuncakları ve evcil hayvanları çağrıştırması nedeniyle son verildi. Toyota, 1964’te Amerikan pazarı için özel bir model (Tiara) tasarladı. Bu strateji de günümüzde halen sürüyor. Camry ve Avalon, ABD pazarı için geliştirilen modeller olurken Lexus markası yaratıldı.
1967’den sonra Amerika’da en bilinen markalardan biri olan Toyota, Corona, Volkswagen Beetle ile yarışıyordu. Hem fiyatı düşüktü hem de kaliteliydi. Toyota bu sırada 2000GT spor modelini geliştirdi. 16 kez dünya hız rekoru kıran 2000GT, bugün koleksiyonerlerin de gözdesi. Dünyanın en çok satılan otomobillerinden olan Corolla
ise 1966’de ilk kez bantlardan indirildi. Toyota’nın “herkes için otomobil” rüyasının somutlaşmış hali olan Corolla, büyük beğeni topladı. Bugüne kadar üretim adetleri 40 milyona dayandı.

‘Hibrit’i tanıştırdı
1997’de benzinli motoru elektrik motoruyla birleştiren bir otomobil pazara sundu Toyota. Prius, hibrit ve diğer çevre dostu taşıtlar için yeni bir pazarın başlangıç noktasıydı.
2008’den bu yana Toyota, küresel finansal krizler, deprem ve tsunami, Tayland’daki sel felaketi gibi pek çok olumsuz durumla karşı karşıya kaldı.
Ama aileden biri olan, Aiko Toyoda’nın kararlılığıyla, bu yılın başında “dünyanın bir numaralı otomotiv üreticisi” ünvanını yeniden elde etti. Hiç kolay olmasa da Toyota, 75 yıllık yolculuğunda kararlılığın karşılığını böyle aldı..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s